30 Ağustos 2010 Pazartesi

SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM


Sevgili Arsız Ölüm (Roman)
Latife Tekin
Adam yayıncılık,
İstanbul, Mart 1984
182.01.015.249.150.3,
218 Sayfa


Sevgili Latife Tekin'in bu kitabını tam 26 yıl sonra yeniden okudum. Okurken ilk okuduğum zamanki duygu ve düşüncelerim aklıma geldi. Sonra tuttum kendisine bir mektup yazdım ve yolladım. Belki bir gün onları da sizlerle başka bir yazıda paylaşırım.

Pek çok dile çevrilen bu romanı eğer hâlâ okumamış olan kitap okurları varsa, onlara "öncelikle" okumalarını öneriyorum. Daha önce okuyanlar ise, benim gibi bir kez daha okumalılar bence. Bunu yapmanın benim gibi onların da çok hoşuna gideceğini düşünüyorum.

Edebiyat araştırmacıları, sosyologlar, tarihçiler, politikacılar, psikiyatrist ve psikologlar da roman ve içinde yazılanları irdeleyip çıkardıkları sonuçları, anlamları toplumla paylaşmalılar. Çünkü bu roman bizlere pek çok açıdan "büyük imkânlar" sunan bir roman.

Özellikle, yakın geçmişimizi ve bugünümüzü, bu coğrafyanın insanını ve toplumu anlamak isteyenler için.

Kitabı şimdi yayınlayan yayın evinin kitapla ilgili sayfasının bağlantısı:
http://www.everestyayinlari.com/kitaplar.asp?b=182
30.08.2010 / (901/21)

29 Ağustos 2010 Pazar

SULTANA'NIN RÜYASI / PADMARAG


Sultana'nın Rüyası Padmarag (Roman)
Begum Rokeya Sakhawat Hossain
Çeviren: Billur Cavidan Yılmazyiğit
Versus Kitap,
İstanbul, Ocak 2007
ISBN:978-994-498-925-1
240 Sayfa

Versus Kitap yine haberdar olduğum ve tanıdığım için mutlu olduğum bir yazarı ve bir kitabı bana okutmuş oldu.
Üzerinde yazan "Tarihin ilk feminist ütopyaları" sözleri nedeniyle almıştım bu kitabı. İyi ki de almışım. Keyifle ve beğenerek okudum.
Müslüman bir kadının yirminci yüzyılın başındaki düşlerini, ütopyasını hem de "kadınları" önceleyerek ele alması, bunu yaparken şimdi yaşanılanı tersine çevirerek, erkekleri evlerine, mutfaklarına kapatması, çok hoş bir tersinlenme ve başka türlüsünü düşünme olanağı sağlıyor.

Yine bu yüzyılın henüz ilk 25 yılı dolmamışken o zamanki Hindistan, şimdinin Bengladesh'inde kadınların gerçeklerini ortaya koyan bir roman yazması da bana çok önemli geldi. Daha da ilginci yazarın yazmak dışında, o dönemde bi bölümünü bu romanın içinde anlattığı kurumları gerçekleştirdiğini öğrenince de çok şaşırdım.
İnsanların en zor koşullarda bile neler yapabileceklerini göstermesi bakımından bu nokta da çok önemli.

"Sultana'nın Rüyası"nı özellikle çevreciler ve ekolojiyle ilgilenenler okumalı ve orada bundan yüzyıl önce söylenenlerin şu andaki koşullarda bir daha irdelemeli, bugünü ve geleceği düşünüp ortaya koymalılar.

Kitaptaki ikinci anlatı, yani "Padmarag" ise ufak bir dramaturji çalışmasıyla her dönem oynanacak kadına ve kadınların yaşadıklarına dair "feminist" bir oyun ortaya çıkarabilir. Tiyatroyla uğraşan feminist tiyatroculara eğer haberleri yoksa buradan duyuruyorum.

Yayınevinin kitapla ilgili sayfası:
http://www.versuskitap.com/tanim.asp?sid=AD087QLDW2GF8KQIYJZV

29.08.2010 / (900/27)

24 Ağustos 2010 Salı

EKİN SAPI DEVRİMİ


Ekin Sapı Devrimi- Doğal Tarıma ve Doğal Hayata Giriş
(Ders Kitabı)
Masanobu Fukuoka
Çev: Aykut İstanbullu
Kaos Yayınları:27,
İstanbul, Eylül 2006
ISBN:975-7005-23-1
182 Sayfa


Kitabın türü olarak "ders kitabı" dedim. Gerçekten de bir ders kitabı.
Ama öğretmek için yazılmamış. Anlaşılmak için yazılmış.
"Dogma"lardan söz etmiyor; yaşamın kendisinden, unsurlarından, doğadan ve insandan söz ediyor.

Anlattığına bakacak olursanız Fukuoka ön planda tarımı nasıl yaptığından söz ediyor.
Ama satırlarının, cümlelerinin sözlerinin hatta harflerinin arası da okununca bir yaşam biçiminden söz edildiği anlaşılıyor.
Onun için altı çizile çizile, düşünüle düşünüle okunması gereken bir ders kitabı.

Ben okurken kitabın sağına soluna notlar da aldım.
Çıkardığım sonucu belki şu sözlerim daha iyi anlatabilir:
İnsan tüm canlılar gibi hâlâ evrimini sürdüren bir canlı. Ama şimdi o evrimi bir yol ayrımında. Ya kapitalizmin güdüm ve kontrolü altındaki bilim ve teknolojinin sunduklarını içerip içselleştirerek yarı insan, yarı makine (yapay bir canlı) olacak, ya da tüm bunlardan uzak ve arınmış olarak doğaya uyum sağlayan daha gelişmiş bir "insan" olacak.
İkisi de "sonsuz yaşam" vaad etmiyor.
Dahası ikincisi sürekli olarak birincisinin tehdidi altında varolmaya mahkum.
Ama ilki de bu süreçteki "olumsuzluklar" nedeniyle "yok olma" olasılığını her an ensesinde hissediyor.
Tercih sizin!
Bunun kararını marketten aldığınız "domates"e bakarak verebilirsiniz.

Özetle Ekin Sapı Devrimi "mutlaka okunması" gereken bir "yaşam kitabı"...

Kitabın yayınevindeki sayfası:
http://www.kaosyayinlari.com/kitaplar/ekin_sapi_devrimi.html
24.08.2010 / (899/26)

23 Ağustos 2010 Pazartesi

KARA KİTAP


Kara Kitap (Roman)
Orhan Pamuk
İletişim Yayınları:312,
İstanbul,
17.Baskı, Aralık 1994
ISBN:978-975-470-453-2
448 Sayfa


Orhan Pamuk Türkiye'de hâlâ çok tartışılan bir yazar. Türkiye'nin Nobel Edebiyat Ödülü almış tek yazarı. Yalnız yazar değil bir "aydın" ve bir "entelektüel". Ödülle ilgili çoğu edebi olmayan tartışmalar yapılsa da artık bir "dünya yazarı" olduğu tartışılmaz.
İlk kitabı "Cevdet Bey ve Oğulları" benim de ondan okuduğum ilk kitabıydı.
Sonrakileri sunuluş şekli ve "çok satan" niteliği nedeniyle okumamıştım.
Yıllar sonra okuduğum "Kara Kitap" onun "tek yapıtlı" ve "kendini yineleyen" yazarlardan olmadığını benim için de ortaya koydu.
Her sanat yapıtı bir "anlam" arar ve varolurken o anlamı yaratır. Bu yapıt Orhan Pamuk'un "anlam arama ve yaratma" sürecinde bizleri kendisine "izleyici" ya da "tanık" kıldığı bir yapıt.
İçinde yine "İstanbul", yine bir "tarih dilimi", yine "gerçek" insanlar ve "gerçek" mekanlar var. Sonuçta yine "romanı roman yapan unsurların" tümünün olduğu bir "klasik roman"la karşı karşıyayız.

Yalnız yazma değil, her okuma da eylem olarak bir "yaratma"dır. Onun zamanı yalnızca yaratıcısına bağlıdır. "Geç okuma"lar olsa olsa "yaratıların o okur için gecikmesinin" dışında bir olumsuzluk doğurmazlar. Benim için de öyle oldu. Henüz okumadıysanız, okuduğunuzda sizin için de öyle olacağına eminim.

23.08.2010 / (898/25)

UYUYAN GÜZEL KARABURUN


Karaburun/uyuyan güzel (Monografi)
Yıldırım Aytaç
Yılmaz Matbaası (Kendi Baskısı),
İzmir, (Tarihsiz)
ISBN:978-9944-62-543-2,
185 Sayfa (fotoğraflı),


Yıldırım Aytaç Karaburun'lu emekli bir müzik öğretmeni. Ladik Akpınar Köy Eğitim Enstitüsü ve Çapa Öğretmen Okulu'nun mezunlarından.
1976'dan beri Karaburun'u araştırdığını ve bulduklarını paylaşmak için bu kitabı yazdığını anlatıyor.
Şöyle diyor: 'Noksan olabilir fakat yanıltıcı bilgiye yer vermeden bu kitapçığı azmaya kendimi bir Karaburun'lu olarak mecbur hissettim.'
Bu zorunluluğu keşke herkes, özellikle de "emekli öğretmenler" kendi yöreleriyle ilgili hissetseler. Gerçekten de büyük bir boşluk dolabilir, yörelerimiz ve oraların özellikleriyle ilgili olarak büyük bir yazılı belge arşivine sahip olurduk. Ve yine keşke bu kitaptaki bilgilerin hepsi elektronik ortamda bire bir olsa da katkı ve katılımlarla her gün daha zenginleşse...
Kendini bilmeyen hiç bir şeyi bilemez.
Kendi coğrafyasını, geçmişini ve bugüne nasıl geldiğini bilmeyenler de yerleşik uygarlıklar yaratamadıkları gibi bir toplum da olamazlar.
Sağolasın "Yıldırım hoca"...
Tüm "eksiklerine karşın" sen "somut bir yapıt" ortaya koymuşsun.
Bu kitap hem Karaburun'u, hem de seni unutulmaz kılacak.
Tabii değerini bilenler için...

23.08.2010 / (897/24)

2 Ağustos 2010 Pazartesi

BOZCAADA ÖYKÜLERİ


Bozcaada Öyküleri (Öyküler)
Çok yazarlı;
Hazırlayan: Kadir Aydemir
Yitik Ülke Yayınları,
İstanbul, Eylül-2009
ISBN: 978-994-436-201-6,
205 Sayfa,


Tenedos(Bozcaada)'a geldiğimde, adadan aldığım ve adayla ilgili üç kitaptan üçüncüsü de bu derleme kitaptı.
Bu kitabın içinde 34 yazardan 34 öykü var.
Hepsi yazar mı, hepsi öykü mü tartışılır belki de.
Ama adaya gelen ve burayla ilgili duyguları, düşünceleri olan dışarlıklı insanların adayla ilgili duygu ve düşüncelerini, hayallerini ve beklentilerini ortaya koyması bakımından, hele hele adada olunduğu dönemde okunacak, sonrasında da okuyanın kendi bozcaadasının kendi öyküsünü yazması için cesaret verecek bir kitap.
Hazırlayanın ve basanın eline sağlık.
Kitabı okuyunca aklıma gelen bir öneriyi de belki bir yanıt bulur diye burada dile getireyim:
Bence hazırlayan Kadir Aydemir bu adla bir web sayfası açmalı; bu kitabı okuduktan sonra kendi öykülerini yazanlarla bağlantıya geçmeli ve o kişilerle öykülerini burada yayınlamalı. Buraya yazılanlar bir kitap oylumuna eriştikçe de yayınlamalı.

Kısacası Bozcaada öykülerini el birliğiyle çoğaltmalı. Sonrasında da adada düzenli olarak yapılacak bir "Bozcaada Öyküleri" yarışması gerçekleştirilmeli.
Buna koşut olarak da her yıl "Bozcaada Öyküleri Öykü Haftası" düzenlenmeli ve o öykülerin yazarlarıyla edebiyatçılar adada buluşmalı.
Böylelikle adanın şu anda süren "edebi ve kültürel etkinlikleri"ne bir yenisi daha eklenmeli.

02.08.2010 / (893/20)

Kitabın bağlantısı:
http://www.yitikulkeyayinlari.com/bozcaada_oykuleri.htm

1 Ağustos 2010 Pazar

KOKU



Koku (Roman)
Patrick Süskind
Çeviren: Tevfik Turan)
Can Yayınları:172, 23. Basım,
İstanbul, Mart-2007
ISBN: 978-975-510-059-3,
250 Sayfa,


Koku ilginç bir roman. Şimdi hâlâ çok okunan ama ilk yazıldığı sıralarda çok satan bir kitap. Ben popüler olduğu dönemde okumadım. Ama "okuyayım" diye aklıma koyduğum kitaplardan birisiydi. "Gülün Adı"na benzer yanlar buldum. Aslında belki fazla bir özelliği de yok; ama çarpıcı bir yapıt olduğunu kabul ediyorum. Dünyanın, insanın ve yaşamın başka bir yönüne dikkat çekiyor. Hem de en az üzerinde durduğumuz, en az fark ettiğimiz bir boyuta bakmamızı sağlıyor. Bu bakımdan es geçtiklerimizi bize hissettirip anımsatan, farkındalığımızı çoğaltmaya yönelten bir yanı var. Zekice bir kurgu ile yazılmış. Yazar bize bir bilim insanı gibi "koklama" ve "koku" üzerine kolay kolay bir araya gelmeyecek oldukça sağlam bilgi veriyor. Bunu yaparken bir yandan da bir "polisiye" öykü yaratarak merakımızı ayakta tutmayı başarıyor. Diğer yandan insanı ve eksikliklerini tartışıyor. Yaşamsal varoluş ve anlamı üzerine bir tür felsefe yapıyor. Bireyi anlatırken, insan toplulukların tutum ve davranışlarını da bize sorgulatacak şekilde ortaya koyuyor. Dili ile, biçimi ile gerçekten iyi bir kitap. Bir "klasik" olmaya aday. Henüz okumayanlar varsa bence okumalı.

01.08.2010 / (892/19)

Kitabın Bağlantısı:
http://www.canyayinlari.com/BookDetails_KOKU_929.aspx